ERGENEKON’DA HARARETLİ GÜN!
İkinci “Ergenekon” davasının 3. duruşmasına, Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ile tutuklu sanıklardan gazeteci Tuncay Özkan arasında yaşanan tartışma nedeniyle verilen ara tamamlandı.
Şener Eruygur
Son olarak; ikinci “Ergenekon” davasının tutuksuz sanığı emekli Orgeneral Mehmet Şener Eruygur hakkındaki yargılamanın iyileşinceye kadar durdurulması istendi.
Avukat Filiz Esen, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe ile ekinde müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin bugüne kadar GATA ve Kocaeli Tıp Fakültesi Hastanesince verilen raporları içeren bir dosya sundu.
Esen dilekçesinde, müvekkilinin sağlık durumunun yargılama yapılmasına elverişli olmadığına işaret ederek, iyileşene kadar kimlik tespitinin yapılması için duruşmaya çağrılmamasını ve hakkındaki yargılamanın durdurulmasını talep etti.
Tuncay Özkan
Sanık Tuncay Özkan, Danıştay sanıklarından Süleyman Esen’i tahliye eden mahkemeden suçunu öğrenmek istediğini söyledi. Özkan’ın sözlerini, duruşma salonundaki izleyiciler alkışlamaya başladı.
Mahkeme Başkanı Şengün de salonda görevli jandarma ekiplerine seslenerek, sanıkların aileleri dışındaki izleyicilerin dışarı çıkarılmasını istedi.
Yerinden kalkan Tuncay Özkan, bu duruma itiraz etti. Şengün ile Özkan arasında sözlü tartışma yaşandı. Başkan Şengün, Özkan’a dışarı çıkmasını söyledi.
Tartışma devam edince Özkan’ın yerine oturmasını isteyen Şengün, “Burası alkış yeri değil. Tansiyonu yükseltmek kimseye fayda sağlamaz. Lütfen oturur musunuz? Bu sergilediğiniz tavır doğru değil” dedi.
Başkan Köksal Şengün, Tuncay Özkan’ın konuşmaya devam etmesi üzerine duruşmaya ara verdi. Aranın ardından duruşmaya devam edildi.
Küçük: “Özkan’ın konuşması çok sert”
Davanın tutuksuz sanıklarından Yalçın Küçük, verilen arada gazetecilere yaptığı açıklamada, Tuncay Özkan’ın konuşmasının “çok sert” olduğunu söyledi.
Özkan’ın doğrudan doğruya “iddia makamı” şeklinde hareket ettiğini, bu nedenle duruşmaya ara verildiğini kaydeden Küçük, bir gazetecinin, “Mahkeme başkanının duruşma salonunda Küçük’ün başındaki kalpağı çıkarmasını isteğini” hatırlatması üzerine, kalpağın bir “gelenek” olduğunu, Cumhuriyet’in ilk meclisinde de kullanıldığını anlattı.
Küçük, kalpağın şapka olmadığını, mahkeme başkanının da çok kibar davrandığını ve kalpaksız oturmasını istediğini dile getirerek, ancak koridorlarda ve onun dışındaki mekanlarda kalpak kullandığını söyledi.
Yalçın Küçük, “Mustafa Kemal Paşa’yı, ya kalpakla görürsünüz ya fesle… Cumhuriyet’i savunuyoruz. Cumhuriyet’i kalpakla savunursunuz. Benim sıcak olmasına rağmen kalpakla gelmemin sebebi budur. Cumhuriyet kalpakla savunuldu. Cumhuriyet’i savunmanın sembolüdür bu… Türban değil, kalpaktır” dedi.




Yorum Kısımı